The Cretan Way E4

Girit Adası E4 Yürüyüş Parkuru Günlüğü

2 sene önce, Kasım ayında başlayabilen tatilimiz için Girit Adası’nı seçmiştik. Cebimizdeki para, 10-15 günlük zaman, hava durumu bilinenlerini yerlerine yerleştirince Himalaya, Güney Amerika, Afrika gibi hayallerimizi süsleyen seçeneklerin önüne geçmişti. Son gün dağlardan yorgun, pis ve çakır keyif inerken “döneceğiz ama, burada bitmez!” diye söyleniyorduk. Hani annenden oyunun en keyifli anında ‘dersinin başına’ diye aldığın komut varya, dönüş tam onun tadındaydı.

img_2266

Okumaya devam et

Reklamlar

Il Platano dei Cento Bersaglieri

Yüz piyade erinin çınarı diyelim biz. İtalyanın en büyük çınar ağacı ve haliyle Albero Monumentale (Anıt Ağaçlar) listesinde. Köyüne ismini veren bu çınar, 1370lerden günümüze  yaşayan tarihi bir eser.  25 metrelik boyu, 15 metrelik gövdesiyle yanından geçen dere, yola ve köyüne gölgesiyle sanki ‘bütün bunlar benim himayemde’ diyor.

Sonbaharın sıcak renklerinde günün son ışıklarıyla görkemli ve baştan çıkarıcı. Yanında olmanın huzurlu dinginliğinde

Okumaya devam et

Still Mapping After All These Years…

‘Still mapping after all these years’ yürüyüşümüzün sonlarına doğru aşağılara vadilere yaklaşıp, sıcak havanın ağırlığını hissetmeye başlarken P.Simon’ın bu eski şarkısının bana ait versiyonu dilime takıldı. Her adımım sırtımın çantadan, ayaklarımın botlardan özgürleşmesine atılan adım. Mutlu olmaz olur muyum? Yarım asırdan beri bu ayaklar beni hala taşıyor ve ben hala sırtımda çantam, günlerce insanlardan uzaklarda dağ keçilerinin ardında sürtebiliyorum. Bunların yanında yeni çadırımızın ve uyku tulumumun testi başarıyla geçmesini, yani sırt çantalarımızdan 3kg azalmasını da eklemeli. Kısacası bir sürü güzel günlerin doğuşunu seyredebileceğimizin hayali, içimi spumante tadında taşırır tabii ki…

DSCN8137-1

Yattığın yerden güneşin doğuşunu seyretmek isimli çalışma

Okumaya devam et

Sürttüğüm Dağlar

Çeyrek asır kadar önce, bir çok kişi gibi benim içinde anonimdi dağlar. Gölgelerinde uyanmaların tadına vardıkça, onların hikayelerine benimkiler de katıldıkça isimlerini almaya başladılar. Her buluşmamızda sırt çantama yeni yeni düşler doldurup düzlüklere postaladılar beni, sanki bir sonra ki buluşmamıza kadar daha da fazla sabırsızlanmamı istermişlercesine.

Mesela yaşarken bile ölünebileceğini anlattılar. Ama öyle kendini öğretmeye adamış çok bilmişler gibi değil de, sanki kocaman bir sırdaşmış gibi. Bazen ruhumu çitileyip temiz pak ettiler, bazen de canımı yaktılar.  Hayal etmeyi öğrettiler, ama çabalamadan, peşine düşmeden hayalin rüya aşamasında kalacağını da. Sınırlarımın olduğunu, ama gereksiz sınırların aşılmak için  olduğunu gösterdiler. Belki de en güzeli, kafama vura vura insan olduğumu hatırlattılar.

Nedense yazdıklarım, yazacaklarım ve aslında tüm yazılanlar anlamsız geliyor çoğunlukla. Ama gene de merak eden olursa  Sürttüğüm dağlar  linkinde birlikteliğimizden derlediğim fotoğraflardan yaptığım bir video var.

Melike 018

Okumaya devam et

Diken Kelebeği

Diken Kelebeği

Göç yapan bütün hayvanlara büyük bir hayranlığım var. Ama bu kelebek göçmenlerin içinde bir inanılmaz. 15.000 kilometrelik göç yolunu 6 nesilde tamamlayabiliyorlar. Bir de dönüşü var. Takip ettikleri bir lider veya yolu bilen birey yok. Toplam ağırlığı 1gram bile olmayan bir yaratık, sırf beyin olsa ne olur? Okumaya devam et

Sohbetler – Kathmandu

DSCN6572

‘Rahatsız etmezsem biraz sohbet edebilir miyiz?’ diye sordu. Manastırı çizmeye çalışıyordum.  Boyalarım, fırçalarım bankın tamamını doldurmuştu. Çizimime devam edebilmek için suluboyanın kurumasını bekliyordum. Bundan daha iyi bekleme olamazdı. Yer açtım. İngilizce pratik yapmak isteyen genç bir rahip diye düşündüm önce. Ama daha otururken ortalama bir amerikalıdan daha iyi gramer ve kelime hazinesi olduğunu anladım. Yok yok! Pratik yapmakla alakası yoktu konuşma isteğinin. Gülümseyerek sohbeti başlattım. Okumaya devam et

Meraklı

Gezi yazısı yazamıyorum. Orada bu yenir, burada burası ziyaret edilir gibisinden. Sürtmelerimde beni en çok etkileyen köşe başı süprizleri, karşılaşmalar. Bazen insanlar, bazen bulutlar, bazen de….

Kuru dalların çıtırtıları. Durdum. Durduğumu gören veya aynı sesi duyan Marco da. Bir anda çıtırtılarda durdu. Kuşlar da… Karmaşık dallar, büyüklü küçüklü ağaçlar, çallılar arasından bize bakıyor. Ormanın gölgeleri arasında boynuzlu bir hayalet gibi. Kimse nefes almıyor. Sessizliği ilk bozan kuşlar oluyor. Cikirdemeye başlıyorlar. Üçümüzde rahatlıyoruz. Kaçmıyor,  hep birlikte yavaş hareket ediyoruz. geyik6 Okumaya devam et

Bir Kitabın Irzına Nasıl Geçilir

Wu-ming, 5 İtalyandan oluşan bir yazar grubudur. 90lı yılların sonundan beri birlik olup, birbirinden ilginç konulu kitaplarını, okurları ile buluşturmayı kendilerine iş edinmişlerdir. Tarihi olaylarla, günümüzü anlatmayı pek iyi becerirler.

Hem anlattıkları, hem de anlatım tarzlarıyla severim kendilerini. Kitaplarını yıllardan beri takip eder, çıkar çıkmaz okurum. Son kitapları “Uyurgezerler Ordusu” nun tanıtım toplantısına katıldığımda dayanamadım ve sordum… Bu kitabı nasıl çevirecekler? Gerçekten zor iş. Grupları ayırmak için yeni bir dil geliştirmeleri yetmemiş, farklı diyaleglerin katılımıyla inanılmaz bir dil zenginliği. Bi de uzun… briketten hallice büyük. Kolay değil 5 kişi birlikte koca Fransız Devrimini anlatıyorlar.

Okumaya devam et

VERDON / Fransa

Ne güzel heyacanlardı. İş çıkışı yorgun argın da olsak formda ve hazır olabilmek için yaptığımız antremanlar. Günlük koşuşturmadan arttırdığımız her anı, tatili birbirimize gülerek “Lets go climbing” dediğimiz günlerden… tirmanis.org için yazmış olduğum eski bir yazım

http://tirmanis.org/kaya-tırmanışı/spor-tırmanış/verdon-avrupann-en-bueyuek-kanyonu.html

Gran Paradiso

Gran Paradiso, Büyük Cennet… İsmini nedense pek sevememişimdir. Ucuz cennet pazarlamacılarının büyük bir kampanyası gibi geliyordu kulağıma. Alpisinistleri de, avcılar gibi mübalağ sanatı uyguluyorlar sanıyordum. Geçen sene 3 günlük 15 Agustos tatilimizde Gran Paradiso neresidir, abartıyorlar mı, yoksa gerçek payı var mıdır diye gitmeye karar verdik. O 3 gün yetmedi. Diz ameliyatımın üzerinden çok kısa zaman geçmişti. Hareketlerimde teklemeler vardı ama gene de iyi yürümüştük. Rosset gölünden Gran Pa’nın zirvesine çıkanları dürbünle bakarken içimiz gitmişti. Gene geleceğiz ve zirveye çıkmayı deneyeğiz diye diye ayrılmıştık.

 

DSC_0164_2

Kimbilir bulutların üzerinde yürüyorsun diye cennet diyorlardır. Büyüklüğüne diyecek yok! Büyük.

Okumaya devam et